‘GEÇİNEMİYORUZ
Zamlar Geri Alınsın
Temel Hizmetler Kamulaştırılsın!’ talebiyle Menteşe Kent Konseyi olarak çağrıcılığını yaptığımız, Sınırsızlık Meydanı’nda gerçekleştirilen ‘Zamlar geri çekilsin, susma haykır soyguna hayır’ sloganlarının atıldığı protestoda açıklamamız Genel Sekreterimiz Gülçin Kınay Polat tarafından kamuoyu ve basın ile paylaşıldı.
Basın açıklamamız:
BU KIŞ BÖYLE GEÇMEZ, BU ZAMLARLA YAŞANMAZ
ZAMLARA, PAHALILIĞA VE YOKSULLUĞA ARTIK YETER!
Olağanüstü günlerden geçiyoruz.
Açlık, işsizlik ve yoksulluk derinleşerek devam ediyor! Asgari ücrete yapılan %50 zam daha işçinin eline geçmeden açlık sınırının altında kalırken, İşçinin, memurun, emeklinin maaşına %25-30 arasında zam yapılırken sadece elektriğe % 127 zam yapılmıştır. Bu da emekçinin aldığı maaş farkının bile üzerine çıkmıştır.
Her güne yeni zamlarla uyanıyoruz. Temel ihtiyaçlarımızı karşılayamaz olduk. Bıçak kemiğe dayanalı çok oldu. İşsizlik giderek artıyor, insanlar geçinemediği için intihar ediyor. Daha geçen ay Bodrum’da 24 yaşındaki Feyza Çanoğlu işsiz kaldığı, ev sahibi onu evden çıkarmak istediği ve geçinemediği için intihar etti. Yine Bodrum’da çadırda yaşamak zorunda kalan 47 yaşındaki Barış Türkoğlu hayatını kaybetti…
Gıda ürünlerinden doğalgaza, akaryakıttan elektriğe kadar tüm ürünlere birbiri ardına gelen zamlar, emeğiyle geçinen geniş toplum kesimlerinin hayatlarını sürdürülemez hale getirdi.
İktidar emeğe, emekçilere, çiftçilere, esnafa, kadınlara, gençlere, halka karşı adeta ekonomik darbe yapıyor. Göz göre göre ve sonucu bilinen ekonomik politikalarla emek ucuzlatılıyor, işsizlik, güvencesizlik arttırılıyor. Yaşam koşullarımız dayanılmaz hale getirilmiş durumda.
Açlıkla yoksullukla boğuşan emekçiler, tarlasındaki ürünü para etmeyen köylü, elektrik faturası işyeri kirasını aşan esnaf, emeklilikte yaşa takılanlar, ataması yapılmayan öğretmen, bu olumsuz ortamda bedenen ve ruhen sağlığımızı korumaya çalışan sağlık çalışanları, yazılı sınavında başarılı olup mülakat sınavlarında elenen gençler, işsizlerin geleceğe dair kaygıları her geçen gün artıyor.
Covid 19 salgın sürecinde mağduriyet yaşayan kesimlerin başında esnaf geliyor. Esnafın yaşadığı ekonomik mağduriyetleri gerçek manada giderecek tedbirler yerine, esnafı daha fazla borç batağına sürükleyen ekonomik yöntemler hayata geçirildi. Çoğu esnaf işletmelerini kapatmak zorunda kaldı. Kapatmayanlar ise kira bedelini geçen elektrik faturaları karşısında buzdolaplarının fişini çekti, can çekişmeye devam ediyor.
Ekonomik krizle mücadelenin yolu onu yok saymak değildir. Krizden çıkışın yolu emek eksenli politikalar geliştirilmesi, kamusal anlayışın yaygınlaştırılması ve üretime dayalı bir ekonomik yapının kurulmasıdır. Krizden çıkışın yolu emeğin sesine kulak verilmesidir. İğneden ipliğe her hizmet, her ürün durmadan zamlanıyor. Doların ateşini söndürdüğünü söyleyip övünenler mutfaklarımızdaki yangını görmüyorlar.
Garibanın, yoksulun, emekçinin cebindeki üç kuruşla şirketler zengin ediliyor. Elektrik dağıtım şirketleri aldığı elektriği bizlere yüzde 600’e varan oranda kâr ederek satıyor. Bu faturalar ödenmez; bu faturaları ödetmeye kalkmak bu karda kışta milyonlarca insanı elektriksiz bırakmak demektir. Geçen yıl 5 milyon ailenin elektriğinin kesildiği düşünülürse bu yıl bu sayı katlanarak artacaktır. Bu büyük eziyete son verilmeli, zamlar geri çekilmelidir!
Kara kışın ortasında, bu hayat pahalılığı ve ekonomik kriz içinde yurttaştan daha fazla fedakarlık beklememek gerekir. Ülkemizdeki ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın bedelini biz ödemek istemiyoruz.
Onun için diyoruz ki;
Başta gıda ürünleri olmak üzere elektrik, doğalgaz, akaryakıt, ulaşım gibi temel ihtiyaç kalemlerine yapılan zamlar geri alınmalı, vergiler düşürülmelidir.
Enerji bir insan hakkıdır; Maddi imkansızlık nedeni ile elektrik, doğalgaz, su faturalarını ödeme zorluğu çekenlerin elektrik, gaz ve suyu kesilmemeli, bu ihtiyaçlar kamu kaynaklarından sağlanıp, halkın karanlıkta, soğukta ve susuz kalmaları önlenmeli, yoksulluk sınırının altında yaşayanların temel gereksinimleri karşılanmalıdır.
Konutlarda elektrik, doğalgaz ve suya yansıyan KDV sıfırlanmalıdır.
Kalıcı çözüm için elektrik başta olmak üzere su doğalgaz ve benzeri yaşamsal ihtiyaçlara yönelik tedarik ve dağıtım süreçleri derhal kamulaştırılmalıdır.
Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmelidir.
Hızla artan fiyatlar karşısında ücretleri hızla eriyen çalışan ve emeklilerin gelirleri insanca yaşamalarına imkan verecek düzeye yükseltilmelidir.
Ülkedeki gelir adaletsizliği tarihin hiçbir döneminde görülmemiş boyutlara ulaştı. Eşitsizliğin en altına itilen kadın yoksulluğu daha da artarken, işini ilk kaybedenler de kadın emekçiler oluyor. ILO 190 sayılı sözleşme uygulanmalı, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı geri alınmalıdır!
Burada sıraladığımız maddeler acilen hayata geçirilmelidir. Aksi halde bu zamlar hayat pahalılığını daha da arttıracak ve emekçi halka hayatı çekilmez hale getirecek, milyonlarca yurttaşı soğuk ve karanlık günlere mahkum edecektir.
Halkın yoksullaştırılmasına, sefalete sürüklenmesine, ülke kaynaklarının tüketilmesine izin vermeyelim. Eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, kamucu, laik bir Türkiye için insanca yaşamaya yetecek bir ücret, insanca yaşayabileceğimiz koşullar için birlikte mücadele edelim.
Bu soğuk kış gününde sesinizi, taleplerinizi duyurmak için alanları dolduran sizlere bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Görsellere Ulaşmak için tıklayınız